Elektromanyetik spektrumda, dalga boyu(Lamda) 0,76 – 300 mikrometre aralığında kalan ışınımlar infrared ismini alır. Bu elektromanyetik dalgalar, görünür ışık ile mikrodalgalar arasında kalan kısımdır ve ışık hızıyla yol alır. Türkçede karşılığı kızılötesi ışınlar olarak geçmiştir.

Fransızcadan dilimize geçişi ise enfraruj olarak bilinmektedir. Aracımızın içindeyken hava soğuk olduğu halde güneşin camdan geçerek bizi ısıtması infrared ışınlarıdır.

Güneşi veya ateşi bir aynadan görüp ısıyı hissetmemiz gene infrared ışınların yansımasıdır. Tıpkı görünen ışık gibi olup tek farkı gözle görülememesidir.

Ancak 500 ºC sıcaklığın üzerine çıkıldığında infrared ışık gözle algılanmaya başlar. Donuk kırmızıdan başlayarak sırasıyla turuncu ve son olarak 1800 ºC de parlak beyaz ışık olarak görülür. Infraredin bilimsel olarak keşfi 18. Yüzyıla dayanmaktadır. (1800 yılında) Sir Frederic William Hearschel, renk tayflarının ne kadar ısı taşıdığını görmek amacıyla deneyler yapmıştır. Bu deneyler sonucunda da ısıyı en fazla kırmızı ışığın taşıdığını tespit etmiştir. Infraredin sanayide yoğun olarak kullanımı 1980 yılından sonra başlamıştır.

Infraredin imalatta verdiği olumlu sonuçlar ve mamul kalitesinin keşfedilmesiyle sanayide kullanımı hızla yaygınlaşmış, pek çok sektörde; kurutma, tavlama, pişirme vs. amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Tıpta ve sanayide kullanımı uzun yıllara dayanan ınfrared günümüzde ısınma amaçlı kıllanılmaya başlanmış ısıtılması güç olan mekanları ve alanları sağlıklı, verimli ve ekonomik olarak ısıtabildiği için hızla yaygınlaşmıştır.

Gelecekte ise; pek çok alanda konvansiyonel ısıtma sistemlerinin yerini alarak, enerjinin verimli kullanılmasına yeni bir boyut getirmeye devam edecektir. Infraredin tedavi amaçlı kullanımı M.Ö. 3000’li yıllara dayanmaktadır. O zamanlarda Tibet Dağlarında yaşayan Finliler ınfrared ışıklarını doğal saunalarda tedavi amaçlı kullanmışlardır.